Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve aldatılma psikolojisi konusunu değerlendirdi.
Aldatma, bir ihanet travmasıdır
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, fiziksel aldatma ile duygusal aldatmayı ayırt etmek gerektiğini ve fiziksel aldatmanın ötesinde duygusal aldatmaların da günümüzde ciddi biçimde arttığını ifade ederek, “Aldatma, aslında bir ihanet travmasıdır. Kişinin arkadan bıçaklanmış gibi hissettiği her durum sadakatin ihlalidir” dedi.
Aldatmanın temelinde güven ve dürüstlük eksikliği olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Yalan söyleyen kişiler genellikle aldatıcı oluyor. Aldatmanın karanlık üçlüsü vardır; yüksek narsizm, düşük dürtü kontrolü ve yüksek dışa dönüklük. Bu üç özellik bir aradaysa kişi aldatmaya daha yatkın hale gelir.” ifadesinde bulundu.
Derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar ediyor
Aldatma sonrası duygusal süreçlere değinen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin derin pişmanlık hissederken, bazılarının durumu rasyonalize etmeye çalıştığını belirtti. Prof. Dr. Tarhan, “Bir insan yanlış yapıp da derin pişmanlık hissetmiyorsa, aynı hatayı tekrar eder. Bazı kişiler kendilerini kandırmanın yolunu bulurlar; ‘zaten ilişkimiz bitmişti’, ‘zaten artık bir şey hissetmiyordum’ derler. Bu zihinsel manevradır. Kendisini haklı çıkarmaya çalışır.” diye konuştu.
Prof. Dr. Tarhan, aldatma sonrası affetme sürecine ilişkin olarak da “Derin bir pişmanlık hisseden kişiye bir şans verilebilir ama hemen bağışlamak doğru değildir. Samimiyet, sorumluluk ve bedel ödeme olup olmadığına bakılmalıdır” dedi.
Aldatılan insan ciddi depresyona giriyor
İhanetin, kişinin benlik saygısını doğrudan etkilediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, aldatılan bireyin ağır bir duygusal travma yaşadığını vurguladı.
“Aldatılan insan ‘Ben sevilmeye değer değil miyim?’ diye düşünür ve ciddi bir depresyona girer. Bu travma, yaşam olayları ölçeğinde en yüksek stres değerine sahip olaylardan biridir. Birçok araştırmada eşin aldatması, eşin ölümünden bile daha yüksek travma puanı alıyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, bazı kişilerin intikam amaçlı aldatma davranışı gösterdiğini, kiminin ‘Sen beni aldattın, ben de seni aldatırım’ diyerek intikam aldatması yaptığını anlattı.
Evlilikte sadık kalmak ilkedir
Kültürel kalıpların da ilişkilerdeki sadakat anlayışını etkilediğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim kültürümüzde ‘erkek aldatabilir, kadın aldatmaz’ gibi yanlış değer yargıları var. Bu iki taraf için de yanlıştır. Evlilik bir yolculuktur. Yol arkadaşlığına sadık kalmak bir ilkedir. Bunun için fedakârlık ve arzuları erteleyebilme becerisi gerekir. Evde güven ilişkisi oluşursa aile sığınak haline gelir. Bugün ailelerin sığınak olmamasının sebeplerinden biri güvenli alanların yok olmasıdır.”
Aldatma eğiliminin kökeninde bağlanma stillerinin önemli bir rol oynadığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatan ya da aldatılan kişilerin çoğunda güvenli bağlanma yoktur. Kaygılı, kaçıngan veya dezorganize bağlanma stilleri görülür. İnsan ilişkisel bir varlıktır; beyin tek başına yaşamaya programlanmamıştır. Güvenli bağ kuramadığında, kişi ilişkilerde ya kaçar ya da aşırı bağlanır.” ifadesinde bulundu.
Birlikte yemek yemek bile ilişki kalitesini artırıyor
Prof. Dr. Tarhan, ilişkilerde sağlıklı iletişimin önemine işaret ederek, “İletişimde üç biçim vardır; sağlıklı iletişim, çatışmalı iletişim ve iletişimsizlik. En kötüsü iletişimsizliktir. Eğer evde insanlar birbirine uzatma oynar gibi davranıyorsa, duygusal yatırımlar azalmış demektir. Eve gelince ‘otelde hoş geldin’ der gibi bir hava varsa, orada güvenli bağ kalmamıştır. Göz teması, kısa ama nitelikli sohbetler, birlikte sıcak yemek yemek bile ilişkinin kalitesini artırır. ABD’de yapılan stres ölçeklerinde bile ‘Haftada kaç gün sıcak yemek yiyorsunuz?’ sorusu yer alır, çünkü bu bile ilişkisel doyumu gösterir” diye konuştu.
Aldatma ilişkileri toksik hale getirir
Aldatmanın ilişkileri dönüştürerek toksik bir yapı yarattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Aldatma ilişkileri toksik hale getirir. Bu kişilerle uzun yolculuğa çıkılmaz. Çünkü sadakat ihlal edilmiştir. Kırılgan ilişkiler her zaman risk grubundadır. O nedenle bağlanma stillerinin onarılması, güvenli iletişimin yeniden kurulması gerekir.” dedi.
İlişkilerde “güvenli alan” oluşturmanın önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Evin güvenli bir alan haline gelmesi, çiftlerin birbirine güvenli bağ kurabilmesiyle mümkündür. Güvenli bağ kurulan ilişkilerde huzur, sevgi ve sadakat kalıcı olur” ifadelerini kullandı.
İlişkilerde sadakatin sadece romantik bağlarla sınırlı olmadığını hatırlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Sadakat, bütün insan ilişkilerinde geçerlidir. İş, arkadaşlık, aile ya da varoluşla olan ilişkilerde de güven ve doğruluk olmadan kalıcı bağ kurulamaz” şeklinde konuştu.
Dijital platformlar aldatmayı kolaylaştırdı ama izleri de silinmiyor
Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, teknolojinin aldatmayı hem kolaylaştırdığını hem de saklanmasını zorlaştırdığını belirterek, “Dijital platformlar aldatma konusunda çok kolaylaştırdı. Fakat aynı zamanda da dijital platformların avantajı da oldu. Daha önce ‘yalancının mumu yatsıya kadar yanar’ diyorduk, şimdi internete kadar yanıyor. Bir insanın dijital hesabını incelediğinizde çelişkilerini, yalanlarını görebiliyorsunuz. Kişinin tutarlılığı ve karakteri hakkında fikir verebiliyor bu izler. O nedenle bıraktığımız dijital izler çok önemli, kaybolmuyor. Bir gün önümüze çıkabilir.” diye konuştu.
Özellikle eşlerin gizlilik davranışlarının güveni zayıflattığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “Eve geldiğinde telefonunu kapatıyorsa bu güveni zedeler. Güven ilişkisi olan bir evlilikte kişi şifresini gizlemez, telefonu saklamaz. Ama ikinci, gizli bir telefon varsa zaten bu kolay anlaşılır. İnsan isterse karşısındakinin beden dilinden, davranışlarından aldatıldığını hissedebilir.” dedi.
Kadınlar aldatmayı daha çabuk hissediyor
Prof. Dr. Tarhan, kadın ve erkek arasındaki duygusal zekâ farkına vurgu yaparak, “Aldatmayla ilgili özellikle duygusal okuryazarlık kadın beyninde daha gelişmiştir. Duygusal empati konusunda erkeklerden birkaç adım öndedirler. Onun için aldatmayı daha çabuk hissedebiliyorlar. Ama bu his, mutlaka doğrulanmalı. ‘Aldatıldım’ hissi geldi diye hemen etiketlemek doğru değil. Çünkü o zaman savunma duvarı örülür. Aldatmayı anlamak istiyorsak yargılamak yerine köprü kurmamız gerekiyor.” ifadesinde bulundu.
Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucu
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aldatma ve sadakat psikolojisini, dini ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirerek, aldatmanın bir anda ortaya çıkan bir davranış değil, küçük hataların birikimiyle gelişen bir süreç olduğunu ve “Aldatma bir zincirleme ihmalin sonucudur. İlk hata küçük olur ama kişi o hatayı fark edip durmazsa büyük sonuçlara yol açar” dedi.
Prof. Dr. Tarhan, ahlaki hataları fiziksel hijyenle ilişkilendirerek, “Dışarıda dolaşırken elimiz mikroplarla temas ediyor. Eğer elimizi kirlenince hemen yıkarsak hastalık oluşmaz. Ama bekler, iltihap başlayınca temizlemeye kalkarsak geç olur. İnsan da hata yaptığında hemen fark edip vicdani temizlik yaparsa, o hata büyümez. Aldatma genellikle bir anda olmaz; küçük küçük adımlar vardır.
En zor olan ilk adımdır. O yüzden kişi hatalara karşı duyarlı olmalı. Hata yaptığını fark edip ‘yanlış yaptım’ diyebilen kişi, iç kontrolü güçlü insandır.” diye konuştu.
Özellikle çift ilişkilerinde affetmenin önemine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Kimi insanlar hata yapar, pişman olur ama eşi o hatayı sürekli hatırlatır. İkide bir yüzüne vurur, dürter, geçmişi yeniden yaşatır. Bu yaklaşım yarayı iyileştirmez, kanatır. Kişi hatasından ders almışsa, artık o hatanın üzerinde durmak değil, o dersi kalıcı hale getirmek gerekir.” ifadesinde bulundu.
Güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir…
Günümüz ilişkilerinde sıklığın değil, niteliğin önemli olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Bu zamanda ilişkiler zorlaştı ama ümitsiz olmamak gerekir. Nitelikli ilişkiler, az görüşülse bile güçlüdür. Böyle ilişkilerde iki kişi 1+1=2 etmez, 1+1=11 eder. Çünkü birbirini tamamlar, güçlendirir. Aynı hedefe odaklanmış, güven temelli ilişkiler lazer ışığı gibidir. Lazer nasıl tek yönde giderse, nitelikli ilişkiler de aynı yönde ilerler. Güven alanı oluşturmuş bir ilişkide, aldatıcılar ve çeldiriciler etkili olamaz.”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sözlerini “Aldatma sadece fiziksel değil, manevi bir ihlaldir. Vicdanı canlı tutan, küçük hatalarda kendini sorgulayan insan hem kendini hem ilişkisini korur. Bu çağda en büyük direnç, ahlaki dirençtir.” şeklinde tamamladı.
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Bir yanıt bırakın